Aşık olmak istemeyen kadın
Yine kaynağımızı ekşi sözlükten alalım. Böyle bir başlık açılmış taa 2001 yılında. Şimdi hatırladım da, o tarihte gayet aşıktım ben. Neyse efendim, geçmişe dönüp de anıları hatırlamaya başlarsam içinden çıkamam. Aşık olmak istemeyen kadına gelelim.
Bir kadın neden aşık olmak istemez? Üzülmekten korkuyor olabilir belki, ya da "nasıl olsa bitecek" diyordur. Üzülmekten korkmak gereksiz aslında. Çünkü ne kadar üzülsek de, atlatmayı başarıyor beynimiz. Bir gün, bir bakıyoruz ki o üzüntünün izi bile kalmamış. "Nasıl olsa bitecek"in karşısına ise, "ya bitmezse" sorusuyla çıkabiliriz. Ancak hem o kadının tecrübeleri; hem duydukları, gördükleri yeterli kanıttır. Nasıl olsa bitecektir işte.
Benim esas üstünde durmak istediğim nokta ise, aşık olmak istemeyen kadının nasıl davranacağı. Aşk konusunda tarafsız duran bir kadın, etrafında hoşlandığı biri olduğunda ona yaklaşır, tanımaya çalışır ve bu tanışıklığın gidişine göre gelişir ya ilişki; işte bu noktada kadın "aşık olmak istemeyen" ise şöyle bir şey olacaktır. Kadın, çevredeki herhangi birini çekici bulur. Biraz yaklaşır, tanımaya başlar. Ama burada amaç çok başkadır. Kadın bu adamı tanırken olumsuz bir nokta yakalamak için (bilinçli ya da bilinçsiz) bir çaba içine girer ve mutlaka bulur o aradığı olumsuzluğu. Sonrası malum, gönül rahatlığıyla uzaklaşır kadın. Ola ki, hiçbir olumsuz yön bulamayacaktır; kadın bunu fark eder, hiç yaklaşmaz.
Aşık olmak istemeyen kadın, zekidir. ;)
Nisan 27, 2008
Nisan 22, 2008
Stanislaw Lem, sadece bir sene sonra da Arthur C. Clarke. R.I.P.
posted by settie at 9:26 PM 0 comments links to this post
