Bu şehrin pek çok yerinde, uzaktan da olsa görebiliyorum denizi. Çoğunlukla mavi... Bulutlu günlerde grileşiyor. Ancak her koşulda, bu devasa su kütlesinin ruh halime katkısı inanılmaz! Diğer yanda ise dağlar var. Dağların görüntüsü her gün değişiyor. Havanın nemliliğine, bulutların yüksekliğine; ve sanırım benim o anki düşüncelerime göre başka bir renk sunuyor dağlar bana! "Acaba..." diyorum, "Kafkasya'dan sürülen atalarımın Elbruz'a duyduğu hasret mi işlemiş genlerime?" Ama, düşünüyorum da; bu, yazıyı lirik bir yöne çekmek için nafile bir çaba olmaktan öteye geçmiyor.
Çok sevdiğim Eskişehir'den -koca bir bozkırın ortasından- böyle bir doğa harikasına gelmek şaşkına çevirdi beni. Üstelik acımasızca çevreyi ele geçiren devasa tuğla yığınlarına rağmen... Sabah evden çıktığımda dağlara bakıyorum, "inanılmaz!" diye mırıldanıyorum kendi kendime. Üst geçitten geçerken deniz ilişiyor görüme, gülümsüyorum.
Velhasıl, ne kadar "çarpık" yapılanmış olursa olsun; dağları, denizi gördüğüm sürece gülümseyebiliyorum bu şehirde.
Mart 14, 2008
Mart 04, 2008
ne$eli olma hali
Her şeyin bir sınırı var. Var tabii, üstelik bloguma yazı yazabilmem için, ara sıra da olsa mutluluğa da ara vermem gerekiyormuş, onu fark ettim ben. Aylardır bir şey yazamıyorum, çünkü aylardır gayet mutluyum ben. Mutlu olduğumda anlatıp rahatlama gereği duymuyorum, dolayısıyla bir şey yazamıyorum. Lakin, bunalım da bir yere kadar... Neşeliyken de anlatmak lazım. Lazım, ama ilham gelmiyor. Ama anlatacağım. Söz! :)
posted by settie at 10:21 PM 1 comments links to this post
