Çalıkuşu. Tüm diğer romanlardan öte, tüm diğer kitaplardan güzel bir kitap. Tekrar tekrar okuyup, tekrar tekrar aynı yerlerinde ağlamayı başardığım kitap. Her neyse, hakkında epeyce yazmıştım Ekşi Sözlük'te.
Şimdi kitaptan bir küçücük alıntı yapmalı. Feride'nin kaleminden okuyoruz:
İstedim ki çok, pek çok sevileyim, kendi sevdiğim kadar değilse bile - çünkü buna imkan yok - ona yakın sevileyim. Bu kadar sevilmeye benim hakkım var mıydı?
Bu kadar.
Temmuz 23, 2007
Temmuz 12, 2007
Dünyaya gözlerimle değil sevgi dolu kalbimle baktığımı düşündüğünü söylemiş birisi. Tuhaf, uzun süredir dünyaya "sadece" gözlerimle bakıyorum oysa. Değil sevgi, yürek falan; beynim bile algılayamıyor etrafını. Retina mıydı görüntüyü alıp beyne ileten şey? Neyse, retina olduğunu varsayalım biz; işte, gördüklerim retinamın ötesine geçmiyor. Hani, denizde sırt üstü yatarsın, dalgalar etrafından geçer gider, bir yandan da seni sürükler ya bir yerlere; onun gibi işte... Ben hareketsiz bekliyorum, dünya bir yerlere götürüyor beni. Kıpırdanmaya gücüm yok hala, dalgalar ne getirirse onu kabul ediyorum. Yosun, karpuz kabuğu, ya da mavi, zehirli bir denizanası. Her neyse...
Sadece benim değil, en yakınlarımın sıkıntıları da yük oluyor omzuma. Telefonda konuşurken ellerim titremeye başlıyor, 'daha ne kadar kötü haber alabilirim ki' diye düşünmekten. Yeter ama artık, birileri bana telefon açsın ve iyi haberler versin.
Sadece benim değil, en yakınlarımın sıkıntıları da yük oluyor omzuma. Telefonda konuşurken ellerim titremeye başlıyor, 'daha ne kadar kötü haber alabilirim ki' diye düşünmekten. Yeter ama artık, birileri bana telefon açsın ve iyi haberler versin.
posted by settie at 2:15 AM 0 comments links to this post
