Bayram gelmiş, neyime? Son birkaç bayramdır, bunu hep söyledim zaten. Ama bu sene bayram yılbaşıyla çarpıştı, çifte trajedi oldu. Yılbaşı gelmiş, neyime?
Her sene, yılbaşı yaklaşırken heyecanlanırdım. En azından, “ne yapıyoruz bu yılbaşı?” telaşı olurdu, “kimin evi müsait, kim neler getiriyor, erkekler içecekleri alsın unutmayın.” Eh, yeni yıl ile bayramın ilk günü çarpışınca programlar hikaye oldu… Ben de fark ettim ki, elimde bekleyeceğim başka hiçbir şey yokmuş. Yeni yıldan ne sağlık bekliyorum, ne para, ne aşk. Zaten bunları yeni yıldan beklemek için önce gazetelerin astroloji eklerini okumam lazım sanırım. “Sevgili Boğa, 2007’de dönem dönem çöküşler yaşasan da genel olarak çok keyifli bir yıl seni bekliyor... Aşk, sağlık ve para falların için önümüzdeki üç gün boyunca gazetemizi almayı unutma!” Yapma canım, yapma arkadaşım.
Peki, bu en basit istekler bile yoksa içimde, ne bekliyorum 2007’den? İnsanlar hem bu gece için, hem bütün bir yıl için plan yaparken; ben neden marketten cips almakla ve uzaktan kumandamın pillerini kontrol etmekle yetiniyorum? Eh, çünkü her sene olduğu gibi gerçekleşmeyecek hayaller kurmak, yerine getiremeyeceğim sözler vermek istemiyorum.
“Bu sene istediğim bölümü kazanacağım. Olmazsa süper bir iş bulacağım. Harika bir ilişkim olacak bu yıl, sadece bu yılla sınırlı kalmayacak. Aile ilişkilerimi düzelteceğim. İhmal ettiğim arkadaşlarımı arayacağım, gönüllerini alacağım. Daha az televizyon seyredeceğim. Birikmiş kitaplarımın hepsini okuyana kadar yeni kitap almayacağım. Yemeğime dikkat edip kilo vereceğim. Spor yapmayı ihmal etmeyeceğim. Bol bol temiz hava alacağım. Her mevsimin tadını çıkaracağım. Bilgisayar başında saatlerimi öldürmeyeceğim. Bik bik bik…” Hadi canım sen de!
İyi yıllar!
