Dünyaya gözlerimle değil sevgi dolu kalbimle baktığımı düşündüğünü söylemiş birisi. Tuhaf, uzun süredir dünyaya "sadece" gözlerimle bakıyorum oysa. Değil sevgi, yürek falan; beynim bile algılayamıyor etrafını. Retina mıydı görüntüyü alıp beyne ileten şey? Neyse, retina olduğunu varsayalım biz; işte, gördüklerim retinamın ötesine geçmiyor. Hani, denizde sırt üstü yatarsın, dalgalar etrafından geçer gider, bir yandan da seni sürükler ya bir yerlere; onun gibi işte... Ben hareketsiz bekliyorum, dünya bir yerlere götürüyor beni. Kıpırdanmaya gücüm yok hala, dalgalar ne getirirse onu kabul ediyorum. Yosun, karpuz kabuğu, ya da mavi, zehirli bir denizanası. Her neyse...
Sadece benim değil, en yakınlarımın sıkıntıları da yük oluyor omzuma. Telefonda konuşurken ellerim titremeye başlıyor, 'daha ne kadar kötü haber alabilirim ki' diye düşünmekten. Yeter ama artık, birileri bana telefon açsın ve iyi haberler versin.
