Mayıs 04, 2007

Yeni ya$ima...  

Zamanın hızlı geçtiğini söyleyenlere şaşırırım hep. Benim gözümde zaman, değil hızlı geçmek; yerinde sayıyor çoğunlukla. Ama, bir bakmışım ki o yerinde sayan zaman geçmiş gitmiş... Dünya tam yirmi üç tur atmış güneşin etrafında, yirmi üç yılı arkada bırakmışım. Buradan geriye bakınca hak veriyorum, "zaman göz açıp kapayana kadar geçiyor" diyenlere.

8400 gün olmuş ben gözlerimi açalı, neler yaşanmış bu kadar zamanda. Konuşmaya yeni başladığım zamanların ses kaydı var, geçenlerde dinledim de; Karaçayca konuşuyormuşum o zaman. Sonra ilkokul, ilk arkadaşlar... Türkçe'ye zorunlu geçiş, okulda kimse Karaçayca bilmiyor ki! En sevdiğim dil olmuş Türkçe, okumaktan, yazmaktan en çok keyif aldığım; kendimi anlattığım. Büyümüşüm sonra; ortaokul, lise... Büyümenin sancıları en çok o zamanlar hissediliyor galiba. Ama en güzel zamanlar da onlar değil mi? Lise yıllarının keyfini, neşesini bir daha bulamadım hiç. "Hayatından bir dönem seç, oraya geri gideceksin" deseler, hiç düşünmeden liseye geri dönerdim. En büyük derdim ÖSS olurdu; ki onu da pek dert etmemiştik o zamanlar. Liseden sonra, sadece kampüsün başka bir binasına gitmiş olsam da; her şey ne kadar değişmişti. Yepyeni insanlar vardı etrafımda, hocalar sınıfa girdiğinde ayağa kalkmıyorduk artık, teneffüs zili yoktu, son dersin bitişini bildiren zil de yoktu. Oysa o son zil, dünyanın en mesut şarkısı değil miydi? Üniversiteye başlamamla birlikte Kafkasyalı kimliğimi de keşfetmiştim. Gerçi, dernekte büyümüş sayılırdım ama, orası sadece "babamın ikinci evi"ydi gözümde. Benim de ikinci evim oldu sonra. Dersten çıkıp derneğe... evden çıkıp derneğe... dersi asıp derneğe gitmeye başladım. Orada akrabalarım, arkadaşlarım vardı; üniversitedekilerden daha çok "benim gibi"ydiler üstelik. Dans ederken, dans etmeyi öğrenirken, gecelerimiz gündüzlerimiz birlikte geçmeye başladı. Öyle iyi dostlarım oldu ki dernekte, hep "iyi ki annem peşine takıp derneğe götürmüş beni" dedim kendi kendime. Tek çocuğum ben, ama hayat boyu yanımda olacak kardeşlerim oldu dernekte. Dernekteki yüzler değişti, dernekler değişti. Yeni dernekte yeni dostlarım oldu.

Sahi, o kadar çok ve o kadar iyi arkadaşlarım oldu ki , çok şanslıyım sanırım ben. Burcu, Jülide, Serkan, Jankat, Fatih, Asiye, Fulya, Özge, Matthew, Gökhan, İlker, Emrah, Seval, İrem, Uğurhan, Burak, Derya, Darihan, Oya, Melike, Ayla, Semih... Bitmiyor isimler! Orta yaş bunalımına erkenden girdiğim şu günlerin duygusallığıyla hepsine yanımda oldukları için, dertlerimi dinledikleri, dertlerini anlattıkları için; bana güvendikleri için, teşekkür etmek geliyor içimden. Kimilerinin "ya kızım bi' git yaa" diyeceklerini bilsem de, onlar olmadan ne yapardım bilmiyorum.

Yirmi üç uzun yıl geçmiş. İyi ki de, tam burada, bu insanların yanında geçmiş. Hoş geldin yeni yaşım.


posted by settie at 1:29 AM 

0 Comments:

Yorum Gönder

Links to this post:

Bir Bağlantı Yarat

<< Home