Mart 05, 2007

Beklemekten, belirsizlikten sıkıldım zannederken; karşıma çıkan bir uzaklaşma fırsatını mutlulukla karşılamam şaşırtıcı olmazdı. Bunun yerine; içimde durmaksızın büyüyen bir sıkıntıya yol açmasına şaşırıyorum. Kalmak mı kolay; yoksa -hazır fırsat bulmuşken- kaçıp gitmek mi kolay? Karar veremiyorum. Artıları, bir de eksileri yazıp değerlendirmeliymişim. Peki belirsizlikler ne olacak? Giderken aklım burada kalmayacak mı? Ya İlhan İrem'in sesi kulaklarımdan silinmezse gittiğim yerde? Bıraktığım yerde bir şey değişmeyecek ben giderken; ama gittiğim yerde ben değişemezsem ne olacak? Ya da, değişirsem ne olacak? Bu konuda kurduğum bütün tümceler soru işaretiyle bitiyor. Her bir soru canımı sıkıyor. Daha doğrusu; sorular değil de, sorulara cevap verememek canımı sıkıyor.

Bugün her şey daha gerçek göründü gözüme. Üstüme öyle bir ağırlık çöktü ki; değil dans etmek, eve gitmeye gücüm yetmedi. Arkadaşımı aradım, candan öte arkadaşlar olur ya... Öylesi işte. "Orada kal, gelip alacağız seni" dedi, o gelene kadar iki adım bile atamadım. Sonra, kimse görmesin diye tuvalete sakladığım sızlanmalar, mızıldanıp ağlamalar döküldü ortalığa. "Asiye yaaaa...." diye başlayan cümleleri "ama Setencim..." diye başlayan cevaplar izledi. Anlattık, anlattık... Çaylar, sigaralar... Sorun çözülemedi tabii. Keşke çözebilsem, karar verebilsem.
Aslında... Herkesin böyle bir dostu olması lazım... Neden? Çünkü, ağlayarak başladığımız sohbeti kahkahalar atarak bitirdik bu akşam. İçimdeki ağırlık hala orada, ama en azından artık kendisini görmezden gelebiliyorum.

Yine de...
Gitmeli mi? Kalmalı mı? Gidersem ne olur? Kalırsam, beklediğime kavuşacak mıyım? Gidersem, her şeyi unutacak mıyım? Kalıp beklemek çok mu anlamsız? Neden karar veremiyorum?


posted by settie at 1:04 AM 

3 Comments:

Blogger fati said...

"En büyük acı, aşk acısıdır. Aşk acısını bir tek şey hafiletebilir; dostlar" demişti bir dostum.

Bunu söylerken gözlerimin içine bakıyordu. Şimdi size çok matah birşeymiş gibi gelmeyebilir ama o an çok etkilenmiştim bu bakışlardan ve bu kelimelerden.

Dostlar iyidir. "herkesin yardımına ben koşuyorum, kimse benim için bir şey yapmıyor" diye ağlıyordum eskiden. Meger kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş. Üstüste gelen zor günlerde anladım ne kadar çok ve ne kadar büyük dostlarım olduğunu. Övünerek söylüyorum sen de bunlardan birisisin ve senin de hakettiğin gibi, senin gibi dostların var, dahası bunu yazıp bütün herkese ilan edecek gücün var. artık daha fazla inanıyorum;
İnsanlar hakettiklerini eninde sonunda buluyorlar ya da hakettiklerine eninde sonunda kavuşuyorlar.

Ne şanslısın sen ve ne şanslıyız biz.

13/4/07 20:31  


Anonymous metu26 said...

Yıllar yıllar önce bu soruların muhatabı olmuş biri olarak,
birşeyler söyleyebilirim sanırım.. Her insanın hayatında
gitmek mi zor kalmak mı zor türünden sorular oluyor. Bunu sebebi
insanın içinde bulunduğu hayat dışında bir hayata olan özlemi sanırım.
Gidince birşeyleri feda etmiş olmuyorsunuz, yada kalınca çok büyük fırsatlar
kaçırmış olmuyorsunuz öncelikle."İlhan İrem'in sesi" nereye giderseniz gidin kulaklarınızda
olmaya devam edecek yani..
Hayata sıfırdan başlamak diye de bişey yok,
dostlarınız, arkadaşlarınız, aileniz sizin yanınızda her zaman olacaktır..
Bu sebeple nereye giderseniz gidin yeni hayatınıza mutlaka 1-0 önde başlayacaksınız.
Ben gitme kararını hayatımda 2 defa verdim, ve sonuçta eski hayatımla aynı yerdeydim:)
sadece eskiden eskişehirdeyken şimdi ankaradayım.. Sanırım bir kaç aya kadar da istanbulda olacağım:)
Yine birşey değişecek mi yooook.. Ama bunu anlayıncaya kadar zaman kazanmış oluyor insan,
sıkıntılarından kurtuluyor, kendine söylediği yalanlara daha çok kanıyor..
Sonuç olarak "Hayat olması gerektiği gibi olmuyor hiç bir zaman, olan neyse onla yetiniyorsunuz"
Sanırım en önemlisi karar vermek, çünkü en kötü karar bile kararsızlıktan çok daha iyi.
En azından gideceğim karar verdim deyin, kararsızlığınızı yenin, sonra gitmesenizde çevrenizdekilere
oo ne güzel kandırdım sizi ben hiçbir yere gitmiyorum deme şansınız olur:)
Dostlar konusunda ise fati'ye aynen katılıyorum..

16/4/07 10:41  


Anonymous ozge said...

kacip giden, kacip gitmeden once uzerine bir de sevda yarasi yukleyen biri olarak soyleyebilirim ki:
sandigindan kolay gitmek. ama kolayligini ancak gittigin yere vardiginda anliyorsun. oncesi, huzursuzluk, uykusuzluk, mide sancilari.
yeni insanlar taniyip, yeni kahkahalar atiyorsun.ama bi yerde, belki barin birinde arkadaslarinla otururken o eski sanci geri geliveriyor. atlattim, kactim sandigin sanci. o kadar da kolay kacilmiyormus, sanci geri geldiginde anliyorsun.
sonra o ariyor, hani hic donmez sandigin ama donmesini icin icin istedigin; telefonu acmiyorsun, acamiyorsun. tuvaletin birine atip kendini, yuzlerce kilometre uzaktaki bir dostu arayip agliyorsun...
bildigim bir sey varsa o da sudur; o geri gelmeyecek. gelirse bile ne o senin sevdigin adam olarak kalmis olacak, ne de sen eski sen olacaksin. o yuzden bekleme. ama kacma da. belki yanibasindadir ilaci.

3/8/07 20:55  


Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home