"The show must go on" demiş çok kıymetli showbiz insanları. Ne olursa olsun, sahneye çıktığın an hepsi geride kalmalı. Bunu bana kim, ne zaman, neden öğretti bilmiyorum. Ama kulisten sahneye, odamın güvenli duvarlarından dış dünyaya adım attığım an gösteri başlıyor. Ağlamalarım, yakınmalarım, hatta sinirim, nefretim şu dört duvarın arasında yaşıyor, kapımı açtığım an içeri saklanıyorlar. Biliyorum, kendini göstermek için fırsat kolluyor zayıf tarafım. Ben, öte yandan, bastırıyorum elimden geldiğinde. Çünkü, show must go on. Çünkü, zayıflığımı kimse görmemeli. Bu odadan yüzümde öyle bir gülücükle çıkmalıyım ki, gerekirse en yakınlarımı bile kandırabilsin. Bugün yine aynı şeyi yapacağım. Kıramadığım bir zincirim var benim. Her halkası ayrı ayrı yakıyor canımı. Ama sabah ilk adımımı atarken, acının zerresi olmayacak yüzümde. Bir zamanlar, sahnede yapılabilecek yanlışlardan bahsederken şöyle demişti Kubilay Abi: "hiç bozuntuya vermeden devam edin, seyirci sizin hata yaptığınızı anlamaz." Bu da öyle bir şey işte... Bozuntuya vermiyorum ki, seyirci hata yaptığımı anlamasın. Ağır geliyor bazen. Olsun, ben böyle savunuyorum kendimi.
Günün çalışması, Angellife'dan geliyor: Gideceğim günün hayali
