Ona takılıyordu gözleri durmadan. Çok mu güzeldi? Hayır, aslında güzel bile sayılmazdı. Çok mu sevimliydi? O asık suratla mümkün değil. O halde, neden etrafındaki diğerlerine değil, sadece ona takılıyordu gözleri? Önce, onu ilk gördüğünde dikkatini çektiğini düşündü. o yüzden olmalıydı. Sonra, kabul etti, bir çekiciliği vardı tabii; ama esas neden başkaydı. Bütün o diğerlerinin içinde, kendisini dikkate almayan sadece oydu, ya da bizimkine öyle geliyordu, kim bilir? Bu nedenle bakışları hep onu takip etmiyor muydu? "Bana bakıyor mu? Benim burada olduğumun farkında mı?" Saçmaydı tabii :)
***
Neden, en gereksiz zamanda yapılan kekler hep mükemmel biçimde kabarır da; özene bezene yapılan kek yamru yumru bir şey olur? Üstelik fırında unutulur, yanar. Vs. Gıcık.
***
Eğer hayatımız kısa olursa
Bırak ünümüz çok olsun
Gerçeğin yolundan ayrılmayalım
Adalet yolumuz olsun
Özgürce yaşayalım
(alıntı: Sosyomat.com/Nart)
***
Lazlo Bane'in Superman şarkısında şöyle bir şey geçiyor:
You've crossed the finish line
Won the race but lost your mind
Was it worth it after all?
güzel demişler şüphesiz.
***
Yahu, ne sıkıcı bir akşam bu akşam... Kafamı toparlayıp iki cümle bile yazamıyorum şuna bak, ordan burdan alıntıladım, deviantArt'a journal yazıyorum sanki. Şuraya bir de anathema'dan şarkı sözü atsam tam olacak. Gerçi onun yerine Lazlo Bane şeyettik değil mi?
***
Bir kuzenim daha gitti askere. Büyüyor olduğumu ancak böyle anlıyorum ben. Arkadaşlarım/kuzenlerim askere gidiyor, sözleniyor, nişanlanıyor. Bir tanesi kucağında çocuğuyla karşıma çıkıyor, ben Köprübaşı'nın orta yerinde bayılacak gibi oluyorum. Sonuç olarak, yaşıtlarım büyüdükçe ben daha beter çocuklaşıyorum. Durmadan aldığım Kinder Sürprizler, arasıra gizlice eve soktuğum pamuk şekerler, sepet dolusu peluş oyuncak süreci durdurmasa da yavaşlatıyor en azından. Bir gün, bakıcam ki etrafımda bir sürü çoluk çocuk, teyze hala falan diyecekler bana. Ben de kendilerine "çocuğum çok yedin artık yemeğe kadar çikolata yok sana" demeyi planlıyorum. Ben de çikolata istiyorum!
Oeh.
