Temmuz 06, 2006

Ya olmasın. Fotoğraf çeken, mp3 çalan, video oynatan cep telefonları olmasın. Olmasın ya! Niye böyle her şeyi bir yere sıkıştıralım, tümü bir yerde olsun, aman o da bulunsun.... İsviçre çakısı da öyledir mesela. Yahu, çakının kenarında tirbuşonun işi ne? Niye orda çeşitli şekillere sahip birden fazla bıçak var?

En sevimsiz mutfak edevatı ne peki? Evet... Mutfak robotu. Koskoca bir kutu, içinde onlarca parça. Neymiş, işimizi kolaylaştıracakmış. Yok ya! O kutudan çıkarıp yerine monte edip, kullanıp, yıkayıp, kurutup, yerine kaldırana kadar ben zaten çekmeceden çıkarıp kullanırım gereken aleti. Peh...

Ben telefonumla mesaj yazayım, arayıp konuşayım insanlarla; daha ne isterim? Niye telefonum fotoğraf çeksin ki ya? Çekmesin. İnternete de girmesin. Benim telefon internete bağlanabiliyor mesela (başka da bir numarası yok çok şükür) ama sevmiyorum. Bağlanmıyorum. Müzik de çalamasın. Mp3player, discman, walkman denen icatlar var onun için. Fotoğraf çekmek istiyorsam da fotoğraf makinamı yanımda taşırım.

Niye? Çünkü, hepsi bir arada olunca, her şey basitleşiyor. Ne fotoğraf çekmenin keyfi oluyor, ne müzik dinlemenin, ne de telefondaki içten sesin... Ben fotoğraf çekeceksem, hakkını vereyim. Makinamı hazırlayayım evden çıkmadan, çantayı kontrol edeyim yedek film (ya da digital için) pil aldım mı diye? Buzdolabında sakladığım 36lık renkli filmlere baktığım her seferinde güleyim "ahaha buzdolabındalar yaa" diye. Ama cebimden telefonu çıkarıp otun bokun fotoğrafını çekmeyeyim. Ne bileyim, keşke hala kaset alsam, yanımda eşşek ölüsü kadar walkman taşısam. A yüzü bitince çantadan walkmani çıkarıp kasedi tersine çevireyim. Tamam o kadar da değil ama, yine de ayrı olsun müzik çalan alet.

Şampuan artı saç kremi de gıcık bi icat mesela.

Bir tek üçü bir arada kahveler güzel. Ohh... Mis.


posted by settie at 2:42 AM 

3 Comments:

Blogger fati said...

Bak; başta söylediklerinin hepsine eywallah, dogrudur ama nescafe'nin üçü biraradasına neden tav oluyorsun ki?

Bence tamamen tembellik. Nerden biliyorlar benim nescafeyi nasıl içtiğimi? Sen sormuyor musun bir misafirine mesela " Hımm nasıl içersin kahveni, bak taze sütte var, ne dersin?" felan diye. Ya da sorsan mesela boyle daha iyi değil mi?

Tembellik de güzeldir aslında kendimden biliyorum ama, ben eve gelen bir arkadaşıma türk kahvesi yapardım mesela köpüklü, dostlukda tembellik olmaz, yani etmem ben herhalde.

7/7/06 22:42  


Blogger settie said...

:) ben Türk kahvesi yapamıyorum, taşıyor nedense hep... Misafirime ise şöyle soruyorum: "çay? kahve? soda var? meyve suyu var? üçü bir arada kahvem var, normal kahvem var, istersen filtre kahve yapayım..."
ama şimdi oturmuşum şurada güzel güzel yazıyorum, kim uğraşacak kahveyle. hem benimki tembellikten değil faticim, beceriksizlikten. kahve/süt/şeker ayarını yapamıyorum. hazır yapılmışı iyi oluyor o sebeple. ayy, gidip bi kahve yapayım kendime.

7/7/06 22:47  


Anonymous Adsız said...

katiliyom walla :) hehe

12/7/06 14:22  


Yorum Gönder

Links to this post:

Bağlantı Oluştur

<< Home