Sinemadan anlamayan, "aa film mi.. ne güzel. kim oynuyor?" diyen, hiçbir yönetmeni tanımayan bizim kız (yabancı değil canım, ben) son hızla bir Tim Burton fanatiğine dönüşüyor. Beetlejuice yıllar önceden favorimdi zaten, ama o zaman Tim Burton adından bile haberdar değildim. Sonra, Charlie and the Chocolate Factory çıktı karşıma. Hani şarkısı var, "oompa loompa doompa dee doo" evet o işte. Bayıldım, umpa lumpa diye seke seke gezdim ortalıkta.
O geçti... Tozlu Rafım sağolsun, iki tane Tim Burton filmi çekti bana. Birini dün izledim, ikincisini de az önce... Edward Scissorhands ve Corpse Bride. Sonuç: Ben bu amcanın hastasıyım... Bir milyon tane film çeksin, oturup günlerce izleyeyim.
Ya da... Ne bileyim. O filmlerdeki gibi mucizeler olsun. En ümitsiz zamanları atlattıktan sonra, o hafiflik hissiyle milyonlarca kelebeğe dönüşüp havaya karışsın insanlar. Öldükten sonra o kadar renkli, hareketli bir yere gidelim. Hatta "alt kat" gerçekten öyleyse, hemen şimdi gideyim ben. Ya da boşver, Tim Burton film çeksin, ben izleyeyim. Ya ama her filminde Johnny Depp'i oynatmasın. Ya da oynatsın, yakışıyor. (Burcu'ya selam ederim...)
Bu arada, son üç günde izlediğim üç filmin ikisi T.Burton filmi olmakla birlikte; üçünde de Johnny Depp oynuyordu. Tamam, sonuncusunu sadece seslendiriyordu ama, olsun. İçim dışım Johnny Depp oldu. Yeter artık, yarın Johnny Depp'siz bir şeyler izlemeli. Sanırım...
