Kasım 19, 2008

Benim süper arkadaşlarım var.
Bütün bir öğleden sonra yanımda kalarak, sadece varlığıyla rahatlatan.
Telefonda dakikalar süren mızıldanmalarıma aynı mızmız tonda eşlik eden, "yalnız değilsin" diyen.
Hiç beklemezken koluma dokunup "boşver, bu da böyle işte" diye teselli eden.
Kocaman sarılıp huzur veren.

Şanslı bir insanım ben. Evet.


posted by settie at 8:24 AM  0 comments   links to this post

Ekim 15, 2008

Diyelim ki dişin ağrıyor... Ağrıyı geçirmek için her şeyi deniyorsun. Tam o ağrı birazcık azalmışken, başın ağrımaya başlıyor. Dişindeki ağrıyı bir süre unutursun, başının derdine düşersin. Ama ağrıyı unutman, çürümenin durduğu anlamına gelmez. Aksine, kısa zamanda daha da güçlenerek gelir ağrı. Bu sefer iki ağrıyı birden yaşarsın.


posted by settie at 12:25 AM  0 comments   links to this post

Ekim 07, 2008

"Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer."

İki hafta önce geçmişimi şöyle bir hatırlamış ve mutlu olmayı, heyecanlanmayı pek iyi hatırlamadığımı fark etmiştim. Ama pek üzerinde durmamıştım.

Bugün daha beteri oldu. Geçmişimi özledim bugün. Fark ettim ki; en içten mutluluklarım gibi, mutsuzluklarımı da kaybetmişim. En uzun mutsuzluğum yaklaşık 1,5 dakika sürer olmuş.
Heh, tabii "daha ne istiyorsun" denebilir bu durumda. Lakin, "oha, mutsuz olmayı da unutmuşum ben" dediğim an, kafamın içindeki kişilerden biri şöyle bir cevap verdi bana: "mutsuzluğun hiç olmadığı bir yer cennete değil, cehenneme benzer sanırım."

Mutsuz da olabildiğim cennetimi geri istiyorum.


posted by settie at 7:29 PM  1 comments   links to this post